Ana sayfa Kültür & Sanat Kara Kule filmine gitmeli mi?

Kara Kule filmine gitmeli mi?

441
0
PAYLAŞ

Son Güncelleme

Kara Kule, Stephen King’in kendi tabiri ile en büyük işidir. Stephen King ilk başlarda Kara Kule kitaplarının ufak bir çevrede dağıtılmasını ve bu kitap serisinin ulaşılması zor olmasını hedeflemişti. Ancak yıllar içerisinde okuyucu ve dağıtımcıların ısrarlarına yenik düşerek serinin daha geniş bir okuyucu kitlesine dağıtılmasına onay vermiştir. Şimdi diyeceksiniz ki başlık ile bu yazılanların ne alakası var. Aslında burada anlatmak istediğim bu kitap serisinin biz okuyuculardan ziyade yazarına çok daha fazla anlama sahip olduğu.

King birçok eseri dizi ve film olmak üzere adapte edilmiş bir yazar ve bu adaptasyonlar üzerinde fikrini sakınmadan söylemiştir. Hatta The Shining filmini bir adaptasyon olarak beğenmemiş olması birçok sinema eleştirmenini şaşırtmıştır. Gelelim asıl konumuza, Kara Kule filmi diğer yazdıklarımdan ayrı olarak farklı bir yere sahip. Bunun başlıca sebebi ise hem çıkan 7 kitabı (evet biliyorum daha sonra 8.ci kitap’ta basıldı ancak son kitap yazıldıktan sonra basıldığı için ana hikâyeyi etkilemiyor) okumuş olmak gerekiyor. Film hakkında bir yorum yapmadan önce filmi izlemek gerçekten mantıklı olacaktır.

Peki hiçbir kitabı okumadınız ancak bu filme gidilmeli mi? Bence hiçbir şey kaybetmez belki de bu dünya hoşunuza giderse kitapları okumaya bile başlayabilirsiniz. Ayrıca belirtmeden edemeyeceğim Kara Kule tüm King hikâyelerini aynı evrene bağlar. Eğer diğer kitaplarını okuduysanız filmde tanıdık bir şeyler bulmanız mümkün. Filmde sıkılacağınız sahnelerde olabilir, zaten başından sonunda kadar sıkılmadan sizi koltuğunuza çivileyecek gibi bir iddiası da yok.

Ancak maalesef son zamanların anti-popülist yaklaşımı Kara Kule filmine odaklanmış durumda. Hatırı sayılır bir bekleyen çevresi olunca ister istemez tüm gözler bu filme çevrildi. Ancak daha önce bahsettiğim gibi kitap serisini okumadan filmi gidip istediğini bulamayan insanlar filmi yerden yere vurdu. Birde kitap serisinin fanatiği olup filme gitmeden kötüleme durumu var ki ona gerçekten anlam veremiyorum. Ghost in the Shell’de aynı problemden kurtulamadı. İşin ilginç tarafı her iki projede özgün fikir sahibi tarafından onay aldığı halde. Ama sanırım en büyük eleştiri kaynağı şu anda kitaba bağlı kalmayışı konusunda. O konuda sizi şöyle aşağıya alacağım çünkü spoil vermeden bu konuda yorum yapmak imkânsız. Kim bilir belki kitapları okuyup filme gitmeyen birkaç kişinin fikri değişir.

Film ve Kitap Spoiler’ı

Son kitabın sonunda Roland Kara Kule’ye girmiş ve aslında bunu sayısız defa yaptığını fark ederek bir döngüde olduğunu anlamıştı. Tüm bu olaylı yolcuğun anılarını unutarak çölde siyahlar içindeki adamı kovalamaya devam etmişti. Ancak bu sefer bir farkla Eld’in borusu (Jericho Tepesindeki savaşta bıraktığı) yanındadır. Şimdi filme geri dönüp baktığımızda Eld’in borusunu Roland’ın yanında görebiliyoruz. Yani aslında bir kitapların adaptasyonunu değil bambaşka bir hikâyeyi izlemekteyiz. Kitap serisini çok seven bir kişi olarak Roland’ın bu sefer neyi farklı yapacağını izlemek bile keyif verdi diyebilirim.

Spoiler bitti!

Ancak konuyu kapatmadan önce değinmek istediğim birkaç nokta var. Son zamanlarda birçok kişinin örnek verdiği Yüzüklerin Efendisi üçlemesi. Film serisi olarak son derece başarılı olmakla beraber adaptasyon olarak sınıfta kalmıştır. Kitapta işlenen birçok olay ya filme aktarılmamış ya da son derece yanlış bir şekilde (bambaşka karakterler kullanmak gibi) aktarılmıştı. Ancak dönüp baktığımız zaman şimdiki filmler kadar eleştiri topladığını göremiyorum. Belki de sosyal medya kullanımı ve yazının içerisinde bahsettiğim anti-popülist yaklaşımın bu denli yoğun olmasıdır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here